16 Ağustos 2015 Pazar

CHİNA DRESS

Bu elbisenin bir hikayesi var. Sanırım biraz zorlarsanız her kıyafete bir hikaye uydurabilirsiniz. Ama bunun gerçekten var. Eşimle ben çok uzun bir süre çıktık. Çıkmamızda bir enteresandı zaten.Tanıştığımızda kendisiyle ilgilendiğimi belirtmeme rağmen ret cevabı almıştım( Bu çok can acıtıcı, benim ego yerlerde).İnat ve sabrım sayesinde bir yıl sonra benden gelen baskılara dayanamayarak çıkmaya başladık. Amacım belli bir müddet çıkıp yerlerde olan egomu tamir edip kendisinden ayrılacağım. Fakat işler öyle pek de hesapladığımız gibi olmuyor.Üzerinde 6 yıl emek verdiğiniz adamdan bir müddet sonra evlenme teklifi bekliyorsunuz.Ama nerede ...En sonunda dayanamayarak kendilerini evden kovdum.Ben de bir bayanım beklentilerim var. Annem  evde kalacağım diye telaşa düşmüş.Teknik olarak kovulmayı hakketti.Sonuç sadece iki saat süren bir kovulma:))İki saat sonra kapıda ortak arkadaşımız Orhan'la birlikte kapıdan kafayı uzatmış içeriye gelmeyi bekliyor. Aldım maalesef .Hayat böyle akışında devam ederken bir gün toplantıda yan yana otururken bana doğru eğilip evlenelim dedi( Çok ama çok romantik:((( ). Ben bu fırsatları kaçıracak kadın mıyım; tabi ki evlenelim dedim.Alınan zor teklifi anında hayata geçirmek lazım. O zaman yaşadığımız yer küçük bir ilçe. Teknik olarak herkesi tanıyorsunuz.Toplantıdan sonra hemen aynı gün sağlık ocağına sağlık raporu almaya gittik.Arkasından belediye başkanıyla görüşerek ertesi sabah saat sekize nikah tarihimizi aldık. Sanırım kendi adıma sabahı çok zor ettim. Ve sabahın sekizinde belediye binasını biz açarak nikahımızı kıydırdık. Eee tabi burada bitmedi evlendiğimizi ailelere de haber vermek gerek. Gerekli telefon görüşmelerini yaparak ailelerimize evlendiğimizi söyledik.ve üç günlük nikah iznimizi alarak eşimin ailesinin yanına Ankara'ya gittik.Müjgan teyze (Benim kayın validem olur)dünya tatlısı bir kadın. Gerçekten öyle insan arada bir kayın validesiyle dalaşmak istiyor ama ne mümkün kadının gözlerinden sevgi akıyor.Çok sevindiğini hatırlıyorum. Teknik olarak beni Arıkan sülalesine takdim edecek( Sülale, Ankara'yı bilenler bilir Bahçeli Evler sosyetesi olur).Fakat ben o zamanlar İtfaiye meydanında ki bit pazarından giyinen bir kadınım. O sülaleye hiç uymaz. Müjgan teyze ve Başak( Kendisi eşimin kız kardeşi olur, on numara beş yıldız bir kızdır) Beni alışverişe götürdüler. Tabi o zamanlar AVM kültürü yok. İndik Kızılay'a giriyoruz mağazalara butiklere lakin ben de tık yok. Teknik olarak o zamanlar giyinmeyi de pek beceremiyorum. Şimdi de pek becerdiğim söylenemez.Benim gözüm Yüksel caddesinde ki bazaarlar da.Kadın iyi bir kadın,kayın valide olmayı da beceremiyor. Ben ne istersem yapıyor.Girdiğimiz yerlerden birinde işte ben bir china dress gördüm. Elbiseye vuruldum. Lakin elbise aralarda durmaktan rengi atmış, fermuarı bozulmuş. Öyle dökük aslında .Ama istiyorum yolu yok. Fiyatını sorduk o zaman gerçekten de fahiş bir fiyat söylediğini hatırlıyorum. Satıcıyla; elbise de yıpranmış, fermuarı da bozuk uygun bir fiyat söyle alalım dedik. Demez olaydık. Böyle sinirli bir mal sahibi görmedim. Bizi kovdu:(((.Lakin benim Aklım o elbise de inat ettim ertesi gün tekrar başka bir arkadaşla gidip, onu dükkana gönderdim. Maalesef elbise yok.Bir müddet sonra eşimin çocukluk arkadaşının eşi Çin büyük elçiliğinde kültür ateşe si ondan isteyelim dedik ama isteyemedik.( Malum o zamanlar internetten alışveriş de yok )Ve aradan geçen uzun yıllardan sonra kendi china dress imi kendim diktim.Çok isteyince oluyormuş.





























Sevgiyle kalın....